26 Ağustos 2008 Salı

İSİMLERE ANLAM YÜKLENİNCE


Erkekler seray sever
Kadınlar mustafa keser
Erkekler funda arar
Tavlada hande yener
Her topa feyyaz uçar
Gün gelir devran çağlar
Sen yaz mehmet okur
Hande mi yener funda mı arar
Burnumda ayşe tüter
Doğa bize de bekleriz
Yolundan asla şebnem dönmez
Sen otur cem uzan
Sağ bastan fazil say
Vatan şaşmaz beşer şaşar
Ya güner ümit siniz ya ümit sizsiniz
Güngör bayrak inmez ezan dinmez
Düğününüze gelmekten halit kıvanç duyar
Bu dediklerine ancak kadir inanır
Bu işlere sadri alışık değil
Kadir sen önce kendini savun
Doğa rutkay aziz yıldırım bekçi geliyor lan kaçın
Ara güler misin ağlar mısın Kartal tibet te yedi yıl
Ben batılıyım kenan doğulu
Gökhan Zan altında Baki Mercimek aldın mı?
Gezme Ceylan bu dağlarda
Düzgün yap Gökhan Özen

ÜNİVERSİTEDE GEÇEN BİR OLAY


Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş. Profesör kaşlarını çatarak: " Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz ! " Öğrenci: " O zaman ben uçtum... " Profesör cevaba cok sinirlenmiş, sınavda öğrenciye takmış ve sınavı başarısız geçmesi için elinden geleni yapmış. Yanlız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış. Profesör öğrenciye: “ Sana son bir soru soracağım “ demiş; “ Yolda yürürken iki çuval bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para var. Hangi çuvalı alırsın? Öğrenci: " Para olan çuvalı seçerdim..." Profesör: " Ben akıl olan çuvalı seçerdim... " Öğrenci: " Normal ! Kimde ne eksikse onu seçer... ” Profesör çok sinirlenmiş, öğrencinin sınav kağıdında not yerine " Öküz " yazmış. Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış. Bir dakika sonra öğrenci kapıyı aralamış : " Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz." Demiş.

25 Ağustos 2008 Pazartesi

GÜLME ÇEŞİTLERİ


Hahahahaha: En ilkel gülüş şeklidir … Her durum karşısında yapılabilir...

Ehüehüehü: Espiri yaptı bal kabağı gülüşüdür , herkesler yapamıca için yapımı zordur...

innnıhohhaha: Sinsi olan bu gülüş, literatüre bizans kahkası diye geçmiştir, bir sonraki replik:"oyna türk kızı" olucaktır...

hohohoho: Gülen kişinin şişman olduğunu belirtir,samimidir...keh keh: Adilik belirtisidir,bir halt yaptığını sanır, eskiler " bıyık altı" der...

hahahaay: Kadınlara hastır,kocanın zengin olduğunu gösterir...

hobarey: Gülüşten öte bir sevinç gösterisidir, en kötü yanı sizide ortak etmek isteyecekir...

kikikikikikikiki: Genelde başın yukarı aşağı sallanmasıyla desteklenen bu gülüşten, zarar gelmezz..

haaah-hah-hah-hah:kendini yineleyen bu gülüş tarzı daha çok yan masaların duyması için yapılır...

hhıh: Ağız kapalıyken burundan , tek nefes verilerek yapılır,kasan tiplere hastır.nette yazı okurken en çok tercih edilen türdür...

zuahahahaha: Kahkahanın desibel sınırlarını zorlayan bir çeşididir,genelde alt komşu elindeki süpürge sopasıyla tavana vurur biraz dizginlersiniz kendinizi...

muhahahaa,puahhahah türevlerine rastlamak mümkündür.

euhe: Öhü ehe ıh şeklinde ses tellerinden geçer genelde pekte komik olmayan esprilere ayıp olmasın diye verilen yanıt/gülme efektidir...

AYKADAŞLAYIMA DUAM


Seni üzenleyin topu patyasın,şekeyi çamuya düşsün,anneleyi onlayı hep dövsün,misketleyi kaybouysun,çay baydağını ellesin cıss olsun,dişleyi çüyüsün,çokomelyeyi eyisin,bayyamda kimse paya veymesin,yeye düşsün uff olsun

ACILARIN ÇOCUĞU 2. BÖLÜM ( ETLİ )

ACILARIN ÇOCUĞU

10 Haziran 2008 Salı

BEŞ MAYMUN

Kafese beş maymunu koyarlar, ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar.
Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde çok soğuk suyla ıslatılır, bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar.
Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır.
Su kapatılıp, maymunlardan biri dışarı alınıp ve yerine yeni bir maymun konulur, ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler.
Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer, bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur.
Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin, en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiçbir fikirleri yoktur.
Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadır.
Neden mi? Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gider...'
Hayatımızın her diliminde karşılaştığımız bir şey değil mi?

AKILLI EŞŞEK

Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birinedüşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu! Düşmüş işte.
Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı... Belki üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm!
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Sesini duyan sahibi gelip baktı ki;vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı. Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı. Sonunda karar verildi ki; kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek.

Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler ağzı açık bakakaldı.
Sonuç : Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla baş etmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır. Kör kuyuda olsak bile...

7 Haziran 2008 Cumartesi

YAPICI OLMAK

Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yapıtlarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş. Ve onu "Renklerin Ustası" olarak anarlarmış. Onun yetiştirdiği bir ressam artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak hocasına götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Hoca ise; " Sen artık ressam sayılırsın. Artık senin resmini halk değerlendirecek." diyerek, resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş.Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Öğrenci denileni yapmış Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabii.Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Alıp resmi götürmüş hocasına ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Hocası ise; üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci yeniden yapmış resmi ve yine hocasına götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş hocası. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya,birkaç fırça ile birlikte. Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş. Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış. Çok sevinmiş ve koşarak hocasına gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Hocası ise; "Sevgili oğlum, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. Oysa ikinci durumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin." demiş. Ve devam etmiş;"Yapıcı olmak eğitim gerektirir... Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi. Sevgili oğlum, Mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinizin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın." Hocası son olarak,"Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur.Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma." demiş.
Sonuç olarak "EĞİTİM ŞART".

31 Mayıs 2008 Cumartesi

25 Mayıs 2008 Pazar

PARADİGMANIZI DEĞİŞTİRİN

Önemli bir toplantıda cep telefonuyla bağıra bağıra konuşan bir kişi garibinize gidiyorsa, paradigmanızı değiştirmeden onu değerlendirdiğiniz için, siz yanılıyorsunuzdur. Örneğin trende giderken, bir baba, 3 evladıyla oturup, sürekli ağlayan çocuklarına hiç, susun, demeden yolculuğa devam ettiğinde ; siz ona ne gamsız Adam, diyebilirsiniz. Ama sorsanız, belki de onlar hastaneden geliyorlardır ve bir saat önce çocukların anneleri ölmüştür ve eve dönüyorlardır. Prof.Covey in konuşmasını dinlemeye gelen annesi, arka sırada oturan 2 kişinin toplantı boyunca sürekli konuştuklarını görerek, çok öfkelenmiş ve oğlumu küçümsüyorlar diyerek çok üzülmüş. Yemek molasında oğluna, şunların kafasına çantamı indiresim geliyor, demiş. Oğlu; "Anne o Adam Finlandiyalı, burada simultane tercüme yok, mecburen tercümanı yanına oturttuk" demiş. Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaşlı bir hanım, uçağının 2 saat gecikmeli olduğunu öğrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmiş.Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış. Bir ara bakmış ki, yanındaki koltuğu oturan bir Adam, sehpadaki kurabiye paketini açıyor ve yemeye başlıyor. Kurabiyelerin kendisine ait olduğunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. Hatta canı o an istemediği halde, kutudan bir kurabiyeyi ağzına atmış. Her halde kurabiyelerin sahibinin kim olduğunu artık anlamıştır diye düşünürken, Adam bir tane daha ağzına atmaz mı? Hemen kadın da bir tane daha atmış ve bir yarışma başlamış, Adam bir tane, kadın bir tane. Sonuçta kutuda tek kurabiye kalmış, Adam onu hızlıca kaparak ortadan bölmüş ve gülerek kadına ikram etmiş. O sırada, kadının uçağının alana indiği anonsu duyulmuş ve işlemler için kadın bankoya gitmiş. Pasaportunu çıkartmak için çantasını açtığında, ne görsün ; kendi kurabiye paketi, hiç açılmamış olarak çantasında durmuyor mu ? Meğer, bunca zamandır adamın kurabiyesini yiyormuş. Tabii çok utanmış ama, artık iş işten çoktan geçmiş.
Başkalarının düşünce ve davranışları hakkında hüküm verirken, elimizdeki veriler çoğu zaman yeterli olmuyor. Davranışların nedenini bilmeden çok yanlış yargılara varabiliyoruz.
Covey bu örnekleri ; "aynı enformasyona farklı bakış, bizim davranışlarımızı belirler" diye özetliyor. Buradan yola çıkarak çözemediğimiz sorunlar için, paradigma (zihin haritası) değiştirmenin gereğini vurguluyor ve Einstein'in bir sözünü anımsatıyor :

Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz. Çoğumuzun zaman zaman yaptığı gibi, "sorunların içinde kaybolmak" yerine, paradigma değiştirmeyi başarıp, sorunlara farklı biçimde yaklaşabilenler, o sorunu aşma şansını da yakalıyorlar. Zaten sorunlarımızı dostlarımızla paylaşmamızın nedenlerinden biri de, farklı bir bakışın, bize farklı davranabilme kapısı aralama ihtimali değil midir?
Çözümsüz gibi gördüğünüz sorunlar konusunda paradigma değiştirmenin önemi çok büyüktür. Aslında hayatımızı, başarımızı, mutluluğumuzu belirleyen bizim kendi davranışlarımızdır. Başımıza gelen her şeyle onlara verdiğimiz tepki ve yanıt arasında geniş bir hareket alanı vardır......." Stephan Covey

SICAF ( KUM İLE RESİM SANATI )

22 Mayıs 2008 Perşembe

GÜNÜN SORUSU

Aşağıdaki şiir hangi ünlü şairimize aittir ?


MİNTEMİTİK

Eli var o biçim ,
Saçı var o biçim ,
Ceketi var o biçim ,
Karizması var o biçim ,
Şipşak yapar o biçim ,
Matematikçimiz var o biçim ,
Gördünüz mü ?
Karizma matematikçi siz o biçim .

Not : Sorumuzu doğru cevaplayan okuyucularımıza şairimizin kitabı hediye edilecektir.Sorunun cevabını yorum kısmına ekleyerek isminizi ve açık adresinizi belirtin.

YAŞAR , NE YAŞAR NE YAŞAMAZ !!!

21 Mayıs 2008 Çarşamba

9876543210 NE DEMEKTİR ???

Eger "9" canli olsaydin bile ,

En fazla "8" kez kaçabilirdin ölümden,

Bilki "7" düvele sultan olsan dahi,

Yerin "6" mekan olacak sana,

En fazla "5" metre kumaş götürebileceksin,

Kapatacaksin "4" açsanda gözünü,

Bu dünya "3" günlük dünya,

Azrailin yaninda "2" kat olup yalvarsanda nafile,

Elbet "1" gün öleceksin,

Işte o zaman herşey "0" dan başlayacak,

Çünkü Ölüm Bir Yok Oluş Değil Yeniden Doğuştur...!

20 Mayıs 2008 Salı